İSLAM KAHRAMANLARI SERÜVENLERİ
Bölüm 5Yalnızlığın ve Doğruluğun Abidesi: Hz. Ebu Zer El-Gıfârî (r.a.)
İslam tarihinin ufkunda parlayan öyle yıldızlar vardır ki, onların yörüngesi sadece kendi çağlarını değil, kıyamete kadar gelecek tüm nesillerin adalet ve samimiyet anlayışını aydınlatır. İşte bu müstesna şahsiyetlerden, sarsılmaz duruşuyla tarihe adını altın harflerle yazdıran büyük kahraman, şüphesiz Hz. Ebu Zer El-Gıfârî’dir.
O, çöllerin hırçın ve savaşçı kabilesi Gıfâr’ın bağrından çıkan yiğit bir gençti. Ancak kalbi, o dönemin karanlığına, cehaletine ve adaletsizliğine asla rıza göstermiyordu. Mekke’den yükselen o kutlu daveti, Allah Resulü’nün (s.a.v.) peygamberliğini duyar duymaz, içindeki hakikat aşkıyla her şeyini geride bırakıp Medine yollarına, nübüvvet nurunun kaynağına koştu. Ne kabile asabiyeti ne de dünya menfaati onun bu kutlu koşusuna engel olabildi.
Ebu Zer (r.a.), teslimiyetiyle ve sadakatiyle kısa sürede Fahr-i Kâinat Efendimizin en yakınlarından biri oldu. Öyle ki İki Cihan Serveri, onun sarsılmaz sadakatini ve kalbindeki derin sevgiyi bizzat tescilleyerek, "Gök kubbenin altında ve yeryüzünün üstünde Ebu Zer’den daha doğru sözlü bir kimse yoktur" buyurmuş ve onu kendisine din kardeşi ilan etmiştir. Peygamberimizin hizmetinde geçen her an, onun ruhunu adaletle, zühdle ve takvayla yourmuştur.
Onu tarihteki diğer kahramanlardan ayıran en büyük vasfı, lüks ve şatafata karşı sergilediği tavizsiz duruşuydu. İslam devleti zenginleştiğinde bile o, ilk günkü dervişane hayatından, bir hırka bir lokma felsefesinden asla ödün vermedi. Yanlışa yanlış demekten, adaleti haykırmaktan bir an bile geri durmadı. Dünyanın geçici heveslerine arkasını dönen bu büyük sahabe, ömrünün son yıllarını Rebeze çölünün sessizliğinde geçirmeyi tercih etti.
Ebu Zer El-Gıfârî Hazretleri, Peygamber Efendimizin o mucizevi ve insanı derinden sarsan şu hadis-i şerifinin tam karşılığı oldu: "Allah Ebu Zer'e rahmet etsin. O, yalnız yaşar, yalnız ölür ve yalnız dirilir."
Gerçekten de o, hakikat yolunda yalnız yürümeyi göze alabilen, doğruluktan milim sapmayan ve nihayetinde o ıssız çölde, Rebeze’de yalnız başına ruhunu Rahman’a teslim eden bir adalet abidesiydi. Bugün bizlere düşen; onun tavizsiz ahlakından, dünyaya tamah etmeyen zühdünden ve Peygamberimize olan o eşsiz adalet ve sevgi bağından hisseler alabilmektir.
Ruhun şad olsun ey çöllerin ve gönüllerin yalnız kahramanı... Allah senden razı olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: