“Benim Siyah Olmazsa Kimin Olur?”
Kâbe’ye sordum bir gece vakti,
Göğe baktım, maviydi derin,
Ravza yeşildi, umut gibi,
Papatya sarı…
“Sen neden siyahsın?” dedim.
Bir sükût indi taşlarına,
Sonra kalbime dokunan bir ses:
“Ben hatırayım, ben hicranım,
Ben aşkın en ağır rengiyim” dedi,
Ve anlatmaya başladı sessizce…
“Burada doğdu O, nur gibi,
Adı Muhammed, gönüllerin sultanı,
İlk adımı burada attı hayata,
Ama ben gördüm
Nasıl kırıldı insanlık burada…
Taşladılar, hor gördüler,
Sözleriyle kalbini incittiler,
Ben şahit oldum her damla acıya,
Her geceye, her gözyaşına…
Benim siyahım işte bundandır.”
“Sonra bir gün ayrıldı benden,
Medine’ye sığındı gönlü,
Ben burada kaldım,
Onun hasretiyle yanarak…
Benim siyah olmazsa kimin olur?”
“Bir zamanlar beyazdı örtüm,
Temiz, saf, ilk gün gibi,
Onu da O astı elleriyle,
Ama gidişiyle
Rengim de değişti benim…”
“Medine aldı son nefesini,
Ben uzaktan ağladım sessizce,
Ne bir sesim vardı,
Ne bir tesellim…
Yas tuttum asırlarca…”
“Şair Fırat, iyi dinle:
Ben sadece taş değilim,
Ben ümmetin yükünü taşıyanım,
Ben hasretin rengiyim…
Benim siyah olmazsa kimin olur?”
Ve sustu Kâbe…
Ama kalbimde yankılandı o söz:
Aşk bazen siyahtır,
Çünkü en derin acılar
En koyu renklerde saklanır…
Eğitimci Yazar:Fırat Aksoy
Yorumlar
Kalan Karakter: