“ORMANLARIMIZ YANIYOR, VİCDANLARIMIZ SIZLIYOR”
Her yaz dönemi, ülkemizin ciğerleri olarak nitelendirdiğimiz ormanlarımızın alevlerle kavrulduğunu üzülerek izliyoruz. Orman yangınları, sadece birkaç ağacın veya hektarlarla ifade edilen yeşil alanın yok olması anlamına gelmiyor; aynı zamanda ekolojik dengenin bozulması, canlı çeşitliliğinin tehdit altına girmesi ve insan hayatının doğrudan etkilenmesi demek. Yangınların yol açtığı zarar, birkaç günle sınırlı değil; yıllarca sürecek bir yıkım ve telafisi güç kayıplar bırakıyor.
Bu yangınların bir kısmı doğal nedenlerle çıkabilir; ancak son yıllarda özellikle şehir yamaçlarında çıkan yangınların artışı, bilinçli çıkar ve sabotaj iddialarını da gündeme getiriyor. Her ihmal, her dikkatsizlik ya da art niyetli bir davranış, sadece doğayı değil, insan hayatını da tehdit ediyor. Bu nedenle, yangınların nedenlerinin titizlikle araştırılması ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması elzemdir. Yakanların cezasız kalmaması, hem adaletin gereğidir hem de gelecekteki orman alanlarının korunması için caydırıcı olacaktır.
Ekolojik denge, canlı yaşamı ve iklim dengesi için ormanlar vazgeçilmezdir. Bir ormanın yok olması demek, toprak kaybı, su döngüsünde bozulma, hava kalitesinin düşmesi ve yaban hayatının yok olması demektir. Orman yangınları sadece ağaçları değil, toprağı, su kaynaklarını ve havayı da etkiler. Bu yüzden yanan ormanların yerine yenilerinin dikilmesi, yalnızca bir geri kazanım değil, ülkemizin geleceği için bir zorunluluktur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, bu alanların kesinlikle imara açılmamasıdır. Yangın sonrası boşalan araziler, rant uğruna kullanılırsa, hem çevresel felaketler artar hem de halkın ortak malı olan yeşil alanlar kalıcı olarak yok olur.
Bizler, sadece yanan ormanları izleyen değil; aynı zamanda çözüm arayan bir toplum olmalıyız. Her vatandaşın, yangın riskini azaltacak önlemleri benimsemesi, yetkililerin denetimleri sıklaştırması ve bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerekir. Orman yangınlarıyla mücadele, yalnızca itfaiyenin ve devletin sorumluluğu değil, toplumun ortak sorumluluğudur.
Sonuç olarak, orman yangınları; ekolojik bir felaket, insan ve canlı yaşamını tehdit eden bir kriz ve aynı zamanda toplumsal bir sınavdır. Yakanların ağır cezalar alması, yanan alanların tekrar ağaçlandırılması ve bu alanların imara açılmaması, geleceğimiz için hayati önemdedir. Bilinçli çıkar uğruna çıkartılan yangın iddiaları titizlikle araştırılmalı ve sorumlular hak ettikleri şekilde cezalandırılmalıdır. Çünkü her ağaç, sadece bir yeşil varlık değil; temiz hava, su, toprak ve gelecek nesiller için bir yaşam kaynağıdır. Ormanlarımız yanarken, vicdanlarımız sızlıyor; artık önlem almak, caydırıcı tedbirleri hayata geçirmek ve bu doğal mirası korumak zorundayız.
“ORMANLARIMIZ YANIYOR, VİCDANLARIMIZ SIZLIYOR”
Yayınlanma :
26.08.2025 12:50
Güncelleme
: 26.08.2025 12:50


Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: