Erzurum’un alnındaki ak, bilimin milli sancaktarı: Hasan Türkez…
Ne yazık değil mi?
Bakmasını ve özellikle de görebilmeyi bir becerebilsek var ya; tarihimizde nice kahramanlarımız varken, bizlere dayatılmaya çalışılan ve genel olarak da başarılı olunan, proje kahramanların ardından ve onların oluşturmuş olduğu hayal dünyasının sınırlarını zorlayarak, yaşamış olduğumuzu çok rahat bir şekilde algılayacağız,
Ama
Kendi içimizdeki değerlere sıra geldiğinde ise; yine o proje çalışmaları kapsamında, kafamızın içerisine bağımlılık yaparcasına yerleştirilmiş olunan “mı acaba?” sorularının ve bağlantılarının bilinçli olarak sürüklediği çıkmaz sokaklara çıkan uzantısında kaybolup gitmişizdir.
Neleri kaybettiğimizi, nelere geç kaldığımızı ve hatta hatta neleri kendi ellerimizle yok ettiğimizi daha rahat görmüyor muyuz ki?
Değil mi ki
Bazen bir laboratuar camının arkasında, bazen bir mikroskop merceğinin ucunda saklıdır vatan sevgisi. Herkes vatanı savunmayı sınır boylarında nöbet tutmak sanırken, bazı kahramanlar vardır ki; onlar vatanı bir atomun kalbinde, bir molekülün dizilişinde savunurlar.
Örnekleri göğsümüzü kabarttığı gibi varlıklarının verdiği güven ise yeni kahramanlarımızın doğuşuna zemin hazırlamaktadır.
İşte o isimlerden biri, Erzurum’un, Atatürk Üniversitesi’nin ve Türkiye’nin bilimdeki gür sesi: Prof. Dr. Hasan Türkez’dir.
Hasan Hoca’nın son paylaşımını okurken şu cümle takıldı aklıma: "Bor çalışmak bir milli görev dedik..."
Bu sadece bir akademik disiplin açıklaması değil, bir ahitleşmedir.
Bu, bu toprakların cevherini, bu toprakların zekasıyla işleyip dünyaya parmak ısırtma iradesidir.
Ki
Bayram dönüşü bize verdiği "müjde", sadece bir bilimsel makale başarısı değil; Türkiye’nin "Sağlıkta Tam Bağımsızlık" yolunda attığı dev bir adımdır.
Yıllardır "Bor bizim petrolümüzdür" der dururuz ama onu yüksek teknolojiye dönüştürmek her yiğidin harcı değildir. Hasan Türkez ve ekibi, dünyanın en prestijli dergilerinden birinde yayınlanan araştırmalarıyla; boru, tantal ile birleştirip "akıllı ve çok fonksiyonlu" implant yüzeyleri geliştirdiler. Bu birilerine hiçbir şey ifade etmeyebilir ama bize göre Bor’un mucizesinin sadece belli bir boyuttan ortaya çıkışı ve yüzümüzün ak gururu Hasan Hoca’nın da yarınlara atılan imzasıdır…
Peki, bu ne demek?
Kıt aklımla anladığım kadarıyla bu; ameliyat masasına yatan bir hastanın enfeksiyon riskinin azalması demek.
Bu; vücuda takılan bir implantın dokuyla "kardeş" gibi kaynaşması demek.
Ve en önemlisi;
dışarıya avuç dolusu döviz ödediğimiz teknolojilerin, Erzurum’un bağrından, yerli ve milli imkanlarla fışkırması demek.
Hasan Türkez ismini andığımızda sadece bir profesörden bahsetmiyoruz; o, Anadolu’nun ilim geleneğini modern dünyanın zirvesine taşıyan bir köprüdür. Erzurum’un dadaş vakarıyla, bilimin nezaketini birleştiren bir şahsiyettir. Onun başarısı, genç araştırmacılara şu mesajı veriyor: "İmkânsızlık yoktur, inanmışlık vardır. Kendi kaynağına, kendi gücüne güvenen bir Türkiye vardır." Erzurum’dan Dünyaya uzanan bir gurur köprüsüdür.
Görüyoruz ki Hasan Hoca ve kıymetli ekibi, laboratuar önlüklerini birer savaşçı zırhı gibi kuşandılar. Bor nitrürün antibakteriyel gücünü, Türk bilim insanının dehasıyla birleştirip insanlığın hizmetine sundular.
Bu sadece tek bir örnek!
Daha sı mı?
Az kaldı ve hatta yolda geliyor.
Yerli ve milli duruşun sadece sloganlarla değil, ter dökerek, uykusuz gecelerle ve binlerce deneyle nasıl inşa edileceğini gösterdiniz.
Erzurum’un gururu, Türkiye’nin yüz akı Hasan Türkez hocam; kaleminiz keskin, yolunuz açık, bor gibi parlak olsun. Bu millet, sizin gibi "sessiz devrimler" yapan evlatlarını asla unutmayacaktır.
İnanıyoruz ki;
Milli Teknoloji Hamlesi, sizin gibi neferlerin omuzlarında yükselecek!
Yazar:Vedat Kan
Yorumlar
Kalan Karakter: