Erzurumspor’un onur yürüyüşü
Erzurumspor sevdalılarının yüreğindeki o harlı ateşi ve kadim şehrimin üzerindeki o ağır ama onurlu havayı iliklerine kadar hissettiren bir tablo var önümüzde...
Kar altındaki közü hissettiren!
Şampiyonluk yolunun her zaman taşlı olduğunu biliyorduk, ancak Erzurum gibi zirvesi kar eksik olmayan bir şehirde; bu taşların bazen sadece rakiplerden değil, maalesef "içeridekilerin" ayazından da geldiğini asla ve kat’a unutmadık.
Unutmayacağız
Ve hatta
Unutturmayacağız!
Mevsim bahara dönse de, Erzurum’un kalbinde fırtınalı bir kışın son demleri yaşanıyor.
Önümüzde topu topu altı maç, altı final, altı koca imtihan...
Sahadaki her bir karışı derbi sertliğinde geçecek, nefeslerin kesileceği bir dönemeçteyiz.
Ama bugün mesele sadece meşin yuvarlağın çizgiyi geçmesi değil; bugün mesele, bir şehrin kaderine sahip çıkma meselesidir.
Sahada formayı ter değil, adeta kanıyla ıslatan o "Aslan Parçaları" varken; kenarda sarsılmaz bir inancın kalesi gibi duran teknik heyetimiz varken sırtımız yere gelir mi?
Elbette birileri istemeyecek.
Başarının olduğu yerde haset, zirvenin olduğu yerde uçurum her zaman vardır. Kimi zaman rakipler, kimi zaman şahıslar, hatta ne acıdır ki kimi zaman şehrin ekmeğini yiyip, suyunu içen "perde arkası aktörler" bu yürüyüşü durdurmak isteyecek.
Ancak unuttukları bir şey var: Erzurumspor sadece bir kulüp değildir; o, Palandöken’in vakarıdır.
Bu kutlu yürüyüşün arkasında, camiaya her daim pozitif enerji pompalayan, nezaketiyle ama dik duruşuyla güven veren bir Ahmet Dal vizyonu var. Diğer yanda, kulübün en dar gününde gövdesini taşın altına koyan, onur ve şeref timsali, desteğini bir abide gibi şehrin üzerine seren Mehmet Sekmen gerçeği... Bu birliktelik, sadece bir yönetim biçimi değil, bir "kardeşlik sözleşmesidir."
Ki;
Sekmen’den desteğini alarak inancın yollarında yalın ayak koşar adım yürüyen bir azınlık taraftar ve bu taraftarın yürek yangınına her daim asil ve dengeli adımlarıyla serinlik taşımaya çalışan bir Ahmet Dal… Ortaya çıkan ise sarsılmaz, sağlam ve muhkem bir sacayağı!
Peki, bizi bu kutlu direnişin taşlı ve çirkef barındıran, barındıracağı da aleni belli olmaya başlayan ve hatta taaa lig başlangıcında, umutların henüz fidan dahi olmaya yeni başladığı bir anda “5 dakikalık video” benzetmesi misali sözüm ona yorum çukurlarının lağım kokan yaklaşımlarından ne alıkoyabilir?
Bu aşamadan sonra;
Hiç ama hiçbir şey…
Bizi ne hakem hataları, ne rakiplerin ittifakı, ne de içimizdeki o sessiz ihanetçilerin kirli, sözüm ona ukalalık taslayan ve hatta az önceki ifademizde dile getirdiğimiz lağım kokan yorumlarının senaryo içeren oyunları durdurabilir.
Bizi durdurursa sadece ve sadece kendi içimizdeki o "acaba" sorusu durdurur.
Oysa şimdi o şüpheyi gönül sokağına bile sokmama vaktidir. Şimdi şampiyonluğa inancın ve bu yolda inatlaşmanın tam vaktidir. Ve şimdi meşaleleri hazırlayıp bu şehri bir kez daha dünyaya duyurmanın tam vaktidir…
Dün akşam kadim İstanbul’un her şeye inat yağan yağmurunun altında gördük ki; Erzurumspor’u şampiyonluktan alıkoyacak tek bir güç yoktur. Çünkü bu takım artık sadece 11 kişiyle değil, binlerce yıllık bir tarihin toprağa yansıyan ahıyla ve binlerce dadaşın duasıyla sahaya çıkıyor.
Varsın içimizdeki birileri "şampiyon olmasınlar" diye planlar kursun; inanıyoruz ki kaderin üzerinde bir kader, oyunun üzerinde bir oyun vardır.
Ve
Çok iyi bir şekilde de eminiz ki,
Altı maç sonra o kupanın kulplarından tutulduğunda, bugün engel olmaya çalışanların sadece mahcubiyetleri kalacak.
O gün geldiğinde, Çifte Minare ler’in gölgesinde sadece şampiyonluk şarkıları değil, yüreğimizdeki sadakatin içimizdeki bizden gibi görünmesine rağmen asla bizden olamamış olanların ihanetine karşı zaferi yankılanacak. Palandöken’den, Erzurum Ovasına doğru kutlu bir adımın şaheseri olan dadaşlık ruhunun yansıtıldığı, bir azmin zaferi şahlanacak…
İşte bu yolun sonu aydınlıktır!
Düşünün ki;
Bu inancın hissettirdiği sevinç titremesini, başta onurlu bir dava gibi hissederek; o davanın şanına yakışır bir destekle, onurlu bir şekilde kendisine yakışır tarzda sahiplenen bir Mehmet Sekmen gerçeği varken!
Genç yaşına rağmen, bu kutlu ama aynı zamanda da çilekeş yolda; inancının vermiş olduğu bilgelik ışıltısını alnında taşıyan bir futbol ve Erzurum sevdalısı Ahmet Dal varken.
“İnandığım yolda yürümekten beni hangi çılgın alıkoyacaktır” misali Karadeniz inadı ve inancıyla adımlarından ödün vermeyen ve ekibini de o yönde yönlendirerek, karşısına çıkan her türlü engeli; sanki de, güneş görmemiş bir ormandan yol temizliği yaparcasına, inancın verdiği bir sabırla, baltalayarak temizleyen Serkan Özbalta ve her biri bir diğerinden nadide, ekibi varken.
Ve dahi;
Her türlü eleştiri karşısında, sadece sahadaki adımlarına bakan ve o yönde gayret göstererek sırtlarındaki formanın ve göğüslerindeki armanın hakkını vererek; bu şehrin adını her platformda sahaya ve skora ve umuda yansıtan her biri bir diğerinden cevval aslan parçalarımız varken,
Yağmur, çamur demeden!
Kar veya tipiye aldırmadan…
Ayaz kokan elleriyle ve zemheri gecelerinin soğuğunu; iliklerinde hissetmelerine rağmen, nefeslerinin son çırpınışına kadar haykırarak, bir garip “Mavi/Beyaz” sevdanın ardından koşan bir avuç taraftarın, bahara olan özlemi ve başarıya odaklı inanç dolu sıcacık yaklaşımı varken,
Bu onurlu yürüyüşü tamamına erdirmek için yol sizindir!
Bu onursal başkanın emeğini boşa çıkarmamak ve bu şehir ile birlikte size olan inancına leke sürmemek açısından amaç sizindir!
Bu dava adamı ve tüm değerlerinden her daim hiç düşünmeden ödün vererek, sadece ve sadece Erzurum ve Erzurumspor diyerek, nefes alan bu bilge ruhlu genç adamın derdinin dermanı olan “umuda yolculuğun” hedefi sizindir!
Biliyoruz ki bu saatten sonra her bir karşılaşmanız derbi, her bir karşılaşmanız şampiyonluk ve her bir karşılaşmanız bir onur mücadelesi olacaktır. Sizi bu kutlu yoldan bertaraf etmek isteyecek o kadar çok engeliniz olacak ki saymakla bitmez.
Ne olursa olsun, sonuç dahi ne olursa olsun samimi olarak,
Yolunuz açık olsun aslan parçaları.
Gazeteci-Yazar:Vedat Kan
Yorumlar
Kalan Karakter: